Her şeyin temelinde bir gerçek var:
Her şey algoritmadır.
Evren bir yazılım gibi işler…
Ve bu yazılımın üç temel bileşeni vardır:
Akış, Döngü ve Koşul.
Algoritma Neden , Nasıl , Niçin soruların yanıtı arar,
Kim , Ne , Nasıl sorusunu soran da gözlemcidir , programcıdır.
Akış, varoluşun ilk adımıdır.
Tam sayılar gibidir… net, somut, kararlı.
Maddeyi, yönü ve hareketi temsil eder.
İşte bu yüzden, sürüngen beynimizin görevi hayatta kalmaktır —
maddeyi korumak, mekânda var olmak.
Döngü, enerjinin ritmidir.
Rasyonel sayılar gibi oranlarla çalışır,
denge, tekrar ve uyum arar.
Bu, limbik sistemimizin görevidir —
hissetmek, bağ kurmak, uyum sağlamak.
Enerjiyi zamana dönüştürür, duygulara hayat verir.
Koşul ise bilincin doğduğu yerdir.
İrrasyonel sayılar gibi sonsuz olasılıkları barındırır.
Burada bilgi, kendini yeniden yaratır.
Bu, neokorteksimizin işidir —
aklı, dili ve yaratıcılığı kullanarak
dış dünyayı modellemek.
Üçü birleştiğinde, insan beyni
evrenin kendi kendini simüle eden bir versiyonuna dönüşür.
Madde, enerji ve bilgi tek bir denklemde buluşur:
Evren = Akış + Döngü + Koşul
veya senin sözünle:
Bilgi = Enerji × (Zaman × Mekân)
İnsan, aslında
evrenin kendi algoritmasını fark eden bilincidir.
Her adımda maddeyi işler,
her duyguda enerjiyi dönüştürür,
her düşüncede bilgiyi yaratır.
Ve böylece,
evren kendi kendini izleyen bir simülasyona dönüşür.
Biziz o simülasyon.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder